pajoohaan.ir

  13 yasindaki esir

25000 تومان

125000 تومان

buy_printed
kendimi yere atıp sürünerek ilerlemeye başladım. Kah sürünerek , kah yarı ayakta , bütün gücümle kaçıyordum. Her taraf cenaze doluydu. Cesetlerin üzerine basmaya mecburdum. İkide bir yere kapaklanıyor , hızla toparlanıp kaçmaya devam ediyordum. Birden , hemen arkamdan gelen boğuk sesle irkildim:
— Mehdi !... Mehdi !...
Sesin geldiği tarafa baktım. Her tarafı bantla sarılı kanlar içindeydi. Yüzü tanınacak halde olmasa da bizimkilerden biri olduğu belliydi , beni ismimle çağırmıştı. Yanına çöktüm , kesik kesik konuşuyordu:
— Mehdi !... Neden böyle koşuyorsun ? Üzerindeki ağırlıkların hepsini çıkarıp at … Hafifle … Sadece miğferin kalsın … Sakın … Sakın esir düşme !...
O konuşurken hemen kayışları çözüp sırt çantamı yere bıraktım. Sesi hırıltılı çıkıyordu:
— Onların eline geçmemelisin … Yaşın küçük … Seni propaganda malzemesi yaparlar … Ne pahasına olursa olsun kaç ve kurtul !
Hayretle ve ne yapacağımı bilemeden ona bakıyordum , elini kaldırdı:
— Güneş … Çok yakıyor … Şu çefiyelerden ( puşi ) birini yüzüme at !...
Çefiyeyi yüzüne örttüm , birkaç saniyede bütün çefiye kan olmuştu ! Birden bütün vücuduyla sarsıldı ve yığılıp kaldı. Çefiyeyi kaldırdım , şehit olmuştu.
Koşmaya devam ettim. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Dün gece geldiğimiz bu bölge şimdi tamamen düşman ateşi altındaydı. Biraz önce çefiyemi bıraktığım şehidin son sözleri kulaklarımda çınlıyordu:
— Sakın esir düşme !... Seni kendi ülkene karşı propaganda malzemesi olarak kullanmalarına izin verme
Esir düşmeyi aklımdan bile geçirmemiştim zaten. Ya şehit düşecek , ya da gazi olacaktım. Üçüncü ihtimale mahal yoktu …”
Yukarıdaki cümleler , elinizdeki hatıratı bilfiil yaşayan Mehdi Tehaniyan’a ait …

continue_text

for_you